İşçide toplu satış tamamlandı şimdi de sırada Memur var!

Hükumet ile Türk-İş, kamu işçisinin 2019-2020 yıllarındaki mali ve sosyal haklarını belirleyen 2019 Dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesi’nde anlaştı.  Anlaşmayla ücreti 3 bin 500 liranın altında olan işçiye 150 lira iyileştirme, tüm işçilere ise bu yıl ilk 6 ayı için yüzde 8, ikinci 6 ayı için yüzde 4, 2020’nin ilk ve ikinci 6 ayı için yüzde 3’er ve enflasyon farkı oranında zam yapılacak.

Ancak Türk-İş, en düşük ücretlerin 3 bin 500 liraya yükseltilmesi, tüm kamu işçilerine seyyanen brüt 300 lira zam, ilk 6 ay yüzde 15, ikinci, üçüncü ve dördüncü 6 aylarda enflasyon artı 3 puan refah talep etmişti.

Bakıldığında talep edilen ile üzerinde anlaşılan zam oranı arasında uçurum var. Zaten Türk-İş başkanının açık unutulan mikrofona  “Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle” itirafı her şeyi göstermeye yetiyordu.  Razı olunan 1 puan karşılığında kendisine ne sözler verildi bilinmez ama hiçbir kamu işçisi varılan anlaşmadan razı değil.

“Siyasi ikbal” her pazarlık döneminde sıkça kullandığım sözdür. Toplu İş Sözleşmesi (TİS) için Masaya oturulduğunda iki farklı pazarlık yapılır.  1-Memur/işçi için zam pazarlığı. 2-Kişi pazarlığı (Patron pazarlığı). Bu iki pazarlıkta işveren yani hükumet genelde ikinci şık üzerinde durarak daha az maliyet vede gelecekte parti saflarına patronu katarak muhtemel oy hesabı düşüncesiyle bir taşla iki kuş vurma stratejisini uygulamakta. Yani ikinci şık kısa vadede daha cazip geliyor.  Yakın geçmişte Hükümet memura daha fazla zam yapmayı planlarken 123 TL karşılığında Memur Sen başkanı tarafından satılan memur ve karşılığında alınan koltuk, en bariz örneklerinden. Aslında 1960 ve sonrası ister memur olsun ister işçi, fark etmez, sahneler ve istekler hep aynı sadece figür ve figüranlar değişiyor o kadar. Kurgular ve oyunlar sanki tek elden yönetiliyor gibi.

Sonunda gerçekleşmesi için arzu edilen hayaller… Adı veya ideoloji hiç önemli değil, tatlı hayaller bir çırpıda mücadeleyi veya ilkeleri hırsa kurban edebiliyor.  Her yetkili sendikacının bir şekilde milletvekili veya bakan olma şansı doğuyor üstelik her dönem.

İlahi adalet buya nasıl ki her cinayet ardında bir iz bırakır gizli saklı pazarlıklarda dışa vuruluyor bir şekilde.  Bazen bir mikrofon azizliği, bazen bir görüntü veya pankart azizliği. Sonrasında içinden çıkılmayan hal. Şu sıralar kamu işçisinin beklentisini karşılamayan düşük zam teklifini kabul eden mikrofonun açık olduğunu unutan Türk-İş başkanı Ergün Atalay’ın  kullandığı iki kelimeyle asıl niyetinin ortaya çıkması sonrası içinde kıvrandığı hal. Hâlbuki sekiz aydır kamu işçisi lehine zam pazarlığı konusunda görünen bir direnme vardı. Sosyal medyada ve yazımda (tıklayın) işçi hakkını koruduğunu varsayarak Memur Sen başkanına örnek gösterdiğim kişiydi Atalay. Her şey bir puan için miydi? İnanılır gibi değil ama sunulan zam teklifi ve seyyanen zamlar tam yarı yarıya işveren tarafından Türk-İş başkanına önerildi ve kabul edildi. İşçiler acı içinde kıvranıyor iken Türk-İş başkanının kamu işçisini satışı, Çalışma Bakanının gülümseyişi akılarda yer ederken Türk İş’i sendikacılık ta kara sayfalarına bir yenisini daha eklemiş oldu.

İşçide satış tamamlandı şimdi de sırada Memur var gibi görünüyor. Zira Memur Sen grev gibi güçlü silahı bulunan Türk-İş Sendikasından hâlihazırda daha güçsüz duruyor masada. Talep edilen zam sekiz aydır direnen, grev sürecine girmeye yakınken havlu atan Türk-İş’e verilen rakamdan fazla.

Memur için yapılan zam teklifi: taban aylığa seyyanen 200 lira, ilk yıl yüzde 8+7, ikinci yıl yüzde 6+6 zam ve birinci yıl yüzde 3, ikinci yıl yüzde 2 refah payı şeklinde.

Bakalım ne olacak?

Not: T.C. Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal ” Memur ve işçilere yapılacak yüksek zammın enflasyon hedefini zora sokmayacağını” söyledi.

Bir cevap yazın