Bakanlık personelin “görev tanım”larından haberdar değil!

Gelen yazının cevabı bilgi anekdotundan çok fazla yorum istiyor. Öncelikle bakanlığın da isminde geçen ‘eğitim’ hangi anlama geliyor, bakalım: Eğitim, “Belli bir bilim dalında, belli bir konuda bilgi ve beceri kazandırma, yetiştirme ve geliştirme işi.” diye tanımlanmakta.  Anlamca fazla şey ifade eden eğitim, aynı zamanda eğitimin de tek yetkilisi Milli Eğitim Bakanlığı’dır, bilelim. Düşünsel olarak da ‘eğitim’ eşittir, bilgi, akıl, aydınlık, yenilik, farklılık, öngörü, plan, örnek ve yol gösterici gibi cümlelerle süslenebilecek sözcüktür. Adında “eğitim” olan bakanlık, oluşan kalıp şeklini almak mecburiyetindedir, yoksa sırıtır. Her ne kadar aşağıda yazılı olan cevabi yazının içeriği kısa  yazılsa da sendika olarak uyarı niteliğinde konunun önemi ve anlaşılması bakımından uzunca yazı yazma zorunluluğu hissettik.

Malumunuz 18/11/2012 tarihinde çıkarılan “İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri yönetmeliği” nde değişikliğe gidilmiş, çıkan yeni yönetmelik “yenilik” adına bir şey getirmediği aksine basit bir düzenlemeyle bir ısmarlama yönetmelik olduğu önceki yönetmelikle kıyasla  da çalışanların haklarından çok şeyler götürdüğüyle biliniyor. Bilgiden yoksun farklı yorumlara fazlaca açık yönetmelik… Mevzuu yönetmelikte, il/ilçe müdürleri, müdür yardımcıları, il/ilçe şube müdürlerinin görev ve sorumlulukları yazılmış ancak geriye kalan tüm kadroların hangi görevle sorumlu oldukları, hangi yetkileri ne şekilde kullanacakları ile alakalı en küçük bir cümle bile yazılmamıştır. Bu halle bakanlık, 2012 yılından bugüne kadar hukuki alt yapısını oluşturmadan tanımdan yoksun personel çalıştırmaktadır.

Görev tanımı olmayan tek bakanlık: Bakıldığında, geriye kalan onbeş bakanlığın personel görev tanımları güncel bilgiler dahilinde net bir şekilde yazıldığı görülmektedir,  görev tanımları yazılı olmayan tek bakanlık ise Milli Eğitim Bakanlığıdır.

Neden “eğitim” bakanlığı personelini ‘tanımsız çalıştırma’ gereği hissediyor? Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatlarında görevli personeller bir “görevsizlik” halini mi yaşıyor?  Tanım olmadan günlük alınan riskler, atılan imzalar ne kadar geçerli?  Dahası, yapılan yanlışlar nedeniyle soruşturma sonucu verilen cezalar ne kadar hukuki bilinmez ama bakanlığın ‘görev tanımları’ konusu hakkında kendisiyle ne kadar çelişki içerisinde olduğunu kronolojik olarak sıralıyoruz.

18 Kasım 2012 tarihinde, İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri yönetmeliği değiştirilmiş, personelin görev tanımları ortadan kaldırılarak, yetki karmaşasına; tanım belirsizliği olmasından idarecilere keyfi görevlendirme yolu açmış, yönetmelikle personellerin alt derecede çalıştırılmasına olanak sağlanmıştır.(tıklayın)

19 Kasım 2012 tarihinde sendika olarak yayımlanan yeni yönetmelik sert bir dille eleştirilmiş, yönetmeliğin “sübjektif ”  (kişiden kişiye göre değişen) olduğunu, “görev tanımı, yetki ve sorumluluklarımızın alınması bizleri ciddi endişelere sevk etmektedir.” endişesi dile getirilmiş, yazıda “bizleri güvensizliğe itmekte ve çalışma hayatımızda geri dönüşü imkansız darbeleri vurmakta. Yapılan bu tür çalışmalar sendikamızca kabul edilemez bir durumdur.” uyarısında bulunulmuş “haklarımıza el uzatanlar, yığın ve obur sendikaların verdiği ödünlerden ve yaptıkları kirli hesaplardan dolayıdır.” sözü ile perde arkasındaki kirli ilişkilerin getirdiği sonuçlara vurgu yapılarak, “Yapılan değişiklik tamamen kul köle olma değişikliğidir.” tanımsız yönetmeliğin “ yeni düzenleme ile amir istediği gibi görev dağılımını yapacak, istediği personeli istediği göreve verecek, itiraz eden eğitim çalışanı ise hiçbir hak iddia etmeden eğitim denetmenlerinin kucağına itecektir. Böylelikle zaten yıllardır bozuk olan iş barışı ve çalışma düzeni tamamen bozulacak ve memura psikolojik baskılar, tacizler (mobbing) artacaktır.” getireceği sonuçları yazmış, zaman içerisinde (bugüne kadar) yapılan haksız uygulamalarla endişelerimizin doğruluğu teyit edilmiştir. (tepki yazısı için tıklayın)

23 Kasım 2012 tarihinde zaman geçirilmeden bakanlığa bir yazı gönderilmiş, tereddüt dolu içerikle taleplerimiz bakanlığa ulaşmış, yönetmeliğin, “yasalar çerçevesinde tekrar gözden geçirilerek, uluslar arası normlarında göz önünde bulundurularak düzeltilmesi” istenmiştir. (tepki yazısı için tıklayın) (site yazısı için tıklayın)

18 Aralık 2012 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetleri Sınıfı Yardımcı Hizmetler Sınıfı için, “İç Kontrol sisteminin kurulması kapsamında Milli Eğitim Bakanlığının süreç hiyerarşisi belirlenmiş, idari ve iş süreçleri haritalandırılması yapılacağı, bununla beraber yapılacak iş etüdü, iş analizi, iş gerekleri ve nitelikleri ile görev tanımlarına başlanacaktır. Tüm bu çalışmalar bir iş paketi halinde 2013 yılının ilk altı ayının sonunda tamamlanması planlanmaktadır.” Yazısı yazarak konu hakkında resmi yazı olarak tek yazı yazan sendikamıza cevap vermiştir. Yazıda da anlaşıldığı üzere bir “eksiklikten” bahsedilmektedir.

10 Kasım 2014 tarih ve 124 sayılı yazısını bakanlığa göndererek, planlanan zaman üzerinde bir buçuk yılın geçtiğini iş karışıklıklarının, farklı istismarların,  mağduriyetlerin ve iş aksamalarının meydana geldiğini, görev tanımlarının bir an önce yapılması sendikamızca tekraren istenmiştir.(tıklayın)

21 Kasım 2014 tarihinde bakanlık cevap olarak, “…6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Bakanlığımızın teşkilat yapısı değiştirilmiş olması nedeniyle, bugüne kadar yapılan iç kontrol çalışmalarının tekrar gözden geçirilmesi gerekmekte olup, gözden geçirme ve revizyon sonucunda yapılan işlemler hakkında bütün birimlerle paylaşım sağlanacaktır.“ diye sendikamıza cevap vermiştir. (tıklayın) (site yazısı için tıklayın)

15 Temmuz 2015 tarihinde Sendikamız Genel Başkanı Ahmet Yıldız olmak üzere Genel Mali İşler Bakanı Muhammed Üre ve Genel Eğitim İşleri Başkanı Ergül Yıldız dönemin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Müsteşar Yusuf Tekin ve halen görevde olan önceki adı İnsan Kaynakları şimdiki adıyla Personel Genel Müdürü olan Hamza Aydoğdu ile üst düzey bir ziyaret gerçekleştirilmiş ‘görev tanımı’ başta olmak üzere eğitim çalışanlarının temel sorunları hakkında ayrıntılı rapor sunulmuş, sorun hakkında ayrıca görüşme yapılmış çözümü için söz istenmiştir. (rapor için tıklayın) (site yazısı için  tıklayın)

18 Mayıs 2017 tarihinde, Bu İş Yerinde Görev Tanımı Yok. Ne İş Yapıldığı Belli Değil! tepki dolu yazımız sitemizde yayımlanmış ayrıca basına da gönderilmiştir, yazı için (tıklayın)

26 Haziran 2017 Sendikamız Genel Başkanı Ahmet Yıldız, Genel Sekreter Erol Atalar ve Genel Eğitim İşleri Başkanı Ergül Yıldız Personel Genel Müdürü ile makamında bir ziyaret gerçekleştirerek artık kangren halini almış olan başta görev tanımı ile diğer sorunlar görüşülerek eğitim çalışanlarını ilgilendiren sorunlar içeren bir dosya verilmiştir. Genel müdür yöneticilerimize, görev tanımlarının yapılacağı  ile  il içi ve il dışı sürelerini “öğretmenlere uygulanan süreye göre” düzenlenmesi sözü vermiş,  il içi ve il dışı isteğe bağlı yer değişikliklerindeki tarih sorunları yeni yönetmelikle giderilmiş ve verilen sözle il dışı isteğe bağlı yer değişikliklerinde aranan beş yıllık hizmet süresi üç yıla düşürülmüş ancak görev tanımlarının çıkarılmasında bir gelişme sağlanmamıştır.(rapor için tıklayın) (site yazısı için  tıklayın)

17 Aralık 2018 tarihinde sendikamız bakanlığa yazı göndererek, “ Konunun önemine ve aciliyetine binaen görev yetki tanımlarının biran önce çıkarılmasına büyük ihtiyaç doğmuştur.”  şeflerinde içinde bulunduğu görev ve yetki tanımların yapılması yeniden istemiştir. (tıklayın) (site yazısı için  tıklayın)

21 Aralık 2018 tarihinde bakanlık, Millî Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatı Yöneticilerinin İmza Yetkilerine İlişkin Yönerge’de yetkisi olmadığını bildiğimiz Disiplin Dairesi Başkanı Ali Göncü adlı kişiyle sendikamıza cevap yazmıştır. Cevabi yazıda, “ bilgi edinilmiştir.” yazarak oluşan vahameti gözler önüne sermiştir. Bakanlıkla konu hakkında bu kadar yoğun trafik içinde olmamız her defasında görüşme ve dönütlerinde kayda değer cevaplar alarak hatta tarihler verilerek umutla tanımların yapılacağını bekleniyor iken, böylesi bir cevap sonrası bakanlık acaba bir hafıza kaybı sorunu ile karşı karşıya mı sorusunu akla getirmiştir. (tıklayın)

Bir önemli soru veya sorun daha akla gelmiyor değil. Acaba bakanlık 25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname sonrası kendi içinde yetki paylaşımı yapmadı mı? Yapıldı ise aynı bakanlık mezkûr kararnameye atıfta bulunarak görev tanımları hakkında “2013 yılının ilk altı ayının sonunda tamamlanması planlanmaktadır.” yazmış belirtilen tarihten bugüne kadar sonuç verici bir ilerleme sağlanmamıştır. Bir konu hakkında bile bu kadar yavaş ilerleyen bakanlık,  son yazısıyla personelin “görev tanım”larından haberdar değilmiş gibi davranarak karşılıklı giden-gelen yazılar ve yapılan görüşmeleri sonuçsuz bırakacak türden cevap vermesi akla mantığa sığacak gibi değil. Bir başka eleştiri de bakanlığın resmi sitesiyle alakalı. www.meb.gov.tr adresine girildiğinde azcık detaya indiğinde eski idareci ve personel bilgileri gibi gereksiz bilgilerin (güncel bilgiler olmadığından istenilen yetkiliye ulaşma sorunu)halen siteden silinmediği yeniler için güncelleme yapılmadığı, karmaşıklık ve yetersizlik gibi durumlar hemen göze çarpmakta. Tüm bu aksaklıklar verilen mücadelede bizleri sil baştan bir durumla karşı karşıya bırakıyor, “eğitim” bakanlığının böyle sorumsuzca davranmaya hakkının olmadığını düşünüyoruz. ‘Balık baştan kokar’ misali durumu özetler nitelikte.

Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası olarak umarız yeni ‘eğitim’ bakanı olan Sayın Ziya Selçuk’la yeşeren umutlar yerini hayal kırıklığına bırakmamış olacak.

Diğer bir sorunumuzda eğitim ve bilim iş kolundaki sendikalarla ilgilidir. Otuzun üzerinde sendika bir atalet sorunuyla karşı karşıya. Becerilerindeki eksiklik, bilgilerindeki yetersizlik ve hak gasplarına seyirci kalmaları kabul edilebilir nitelikte değildir.

Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası olarak “Farklı sendikacılık anlayışı” sloganıyla farklılığımızı ortaya koyuyor; belgelere dayalı, görüntü kaynaklı gerçek bilgiler vermeye, ısrarla haklarımızı alana kadar mücadelemize bir eksiklik vermeden devam edeceğiz.

EĞİTİM VE BİLİM ÇALIŞANLARI SENDİKASI GENEL MERKEZİ

Bir cevap yazın