Soru-Yanıt

Değerli üyelerimiz, çalışma hayatımızda değişik zamanlarda farklı sorunlarla karşılaşmaktayız. Bu sebeple sendikamıza üyelerimizden gerek iletişim yoluyla, gerek sitemize gönderilen mesajlarla sorunların çözümü için sorular yönetilmektedir.

Bu sayfamız, siz değerli üyelerimizden gelen sorulara  cevap vermek, oluşabilecek sıkıntıların önüne geçmek için açılmıştır. 

 

Sizden gelen sorular:

Soru         :Yıllık izni bulunan memura mazeret izni verilebilir mi?

Cevap   :657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun yıllık izin başlıklı 102’nci maddesinde; “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (on yıl dahil) olanlar için 20 gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gidiş ve dönüş için en çok ikişer gün eklenebilir” hükmüne, 103’üncü maddesinde ise; “Yıllık izinler, amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Birbirini izleyen iki yılın izni bir arada verilebilir. Cari yıl ile bir önceki yıl hariç, önceki yıllara ait kullanılmayan izin hakları düşer….” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, mezkur kanunun 104′- üncü maddesinde doğum, ölüm, evlilik ile ilgili mazeret izinleri düzenlenmiş olup, (C) fıkrasında ise; “(A) ve (B) fıkralarında belirtilen hâller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün izin verilebilir. Zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen hükümler çerçevesinde; memurların yıllık izinlerinin amirin uygun bulacağı zamanlarda, toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım (memurun yıllık izninden ayrı) kullanıldırılabileceği belirtilerek zaman bakımından idareye takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak, idarenin bu hakkını kötüye kullanmaması gerekmekle birlikte uygulamada bu hakkın sıklıkla kötüye kullanıldığına da şahit olunmaktadır. Yine, bazı memurlar 10 günlük mazeret iznini, yıllık izne ilave bir izin gibi görmektedir. Yıllık izin hakkı olan personele bazı istisnai durumlarda anılan madde kapsamında mazeret izni verilmesi mümkün olmakla birlikte amirin bu konuda takdir yetkisinin olduğu, takdir yetkisi kullanılırken mazeretin niteliği ile birlikte ilgilinin yıllık izin hakkının olup olmadığı hususu da dikkate alınabilir. Yani amirler, memurun yıllık izni olduğu gerekçesiyle takdire bağlı mazeret izinleri hakkında izin verebilirler de vermeyebilirler de, bu konuda amirler zorlanamaz.

Soru         : Sendika temsilcilerinin, aynı işyeri, ilçe veya il dışı yer değiştirilmelerinin kendi istekleri dışında herhangi bir soruşturmaya konu olmadan idare tarafından idari bir işlemle veya rotasyon şartına binaen yapılabiliyormu?

 Cevap   :657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ‘Yer değiştirme suretiyle atanma’ başlıklı 72 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmalar; hizmetlerin gereklerine, özelliklerine, Türkiye’nin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır.” hükmü, ‘Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi’ başlıklı 76 ncı maddesinde ise; “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.

Memurlar istekleri ile, kurumlarında kazanılmış hak derecelerinin en çok üç derece altında aynı veya başka yerlerdeki kadrolara atanabilirler.           

Aşağı dereceye atananların 68 inci maddede yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları mümkündür. …” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi, sendika işyeri temsilcisi, sendika il ve ilçe temsilcisi ile sendika ve sendika şube yöneticilerinin işyerini sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez.” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıdaki hükümler ışığında, bahse konu temsilci ve yöneticilerin 657 sayılı Kanunun mezkur maddeleri kapsamında yapılacak atamalarında, sebebin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesi kaydıyla herhangi bir yargı kararına veya ilgililerin rızasına gerek olmaksızın kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde idare tarafından yer değiştirmelerinin yapılabileceği değerlendirilmekte olup, 4688 sayılı Kanunda geçen “sebebin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesi”  kaydının; kasıtlı olarak sadece sendika yöneticiliği görevine binaen yapılan görev yeri değişikliklerinin önüne geçilmesi ve görev yeri değişikliğine ilişkin işlemin denetlenebilmesi amacına ait bulunduğu mütalaa edilmektedir.

Soru   :Görevde yükselme sınavına katılmak için müracaat eden personelin hizmet süresinin değerlendirilmesinde, muvazzaf askerlik süresi dikkate alınıyormu?

Görevde yükselme eğitimine katılmak için müracaat eden personelin hizmet süresinin değerlendirilmesinde muvazzaf askerlik süresinin dikkate alınıp alınmayacağı hususunda tereddüde düşüldüğüne ilişkin yazınız incelenmiştir.

Cevap   :Müracaat bitim tarihi itibariyle 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2’nci maddesi kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarında geçen fiili hizmet süresinin (işçi statüsü ile geçici personel statüsünde geçirilen hizmetler hariç)”  hükmü yer almakta olup, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin ikinci maddesinde ise, “Askeri kurum ve kuruluşların 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile ek ve değişikliklerine tabi personeli bu Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamı dışındadır.” hükmüne yer verilmiştir.

Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 83’üncü maddesinin ikinci fıkrasında, Devlet memuru iken muvazzaf askerlik hizmetini yapmak üzere silah altına alınanlardan askerlik görevini tamamlayıp memuriyete dönenlerin, muvazzaf askerlikte geçen sürelerinin  derece ve kademe ilerlemelerinde değerlendirileceği hükme bağlanmış; 84’üncü maddesinde ise, “Muvazzaf askerlik görevini yaptıktan sonra Devlet memurluğuna atananlar adaylık esaslarına tabi olurlar ve muvazzaf askerlikte geçen süreleri asaletlerinin tasdikinden sonra kademe ilerlemesi yapılmak ve sınav veya seçmeye tabi tutulmak suretiyle derece yükseltilmesinde de değerlendirilir.” hükmüne yer verilmiştir. 

Yukarıdaki hükümler çerçevesinde görevde yükselme eğitimine katılmak için müracaat eden personelin hizmet süresinin değerlendirilmesinde, muvazzaf askerlik süresinin dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir.

Soru   :Daha önce Şef kadrosunda görev yapmış olan personelin, atamaya ilişkin genel şartları taşıması kaydıyla görevde yükselme eğitim ve sınavına tabi tutulmadan yeniden Şef kadrosuna atanması mümkün müdür?

Cevap   : 18.4.1999 tarih ve 23670 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasında, bu Yönetmeliğin özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla genel ve katma bütçeli kurumlar, il özel idareleri, belediyeler, il özel idare ve belediyelerin kurdukları birlik, müessese ve işletmeler ile döner sermayeli kuruluşlarda, kanunla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışan Devlet memurlarından müdür (başmüdür, il ve bölge müdürleri ile Dışişleri Bakanlığı kadrolarında bulunan uzmanlar hariç) ve daha alt görevlere görevde yükselme suretiyle atanacaklar hakkında uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, anılan Genel Yönetmeliğin Geçici 3 üncü maddesinde ise; “Bu Yönetmelik kapsamına giren unvanları, ilgili mevzuatları uyarınca kazananların hakları saklıdır…” hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla, ilgilinin daha önce Şef kadrosunda görev yapmış olması sebebiyle atamaya ilişkin genel şartları taşıması kaydıyla görevde yükselme eğitim ve sınavına tabi tutulmadan Şef kadrosuna atanmasının Kurumun takdirinde bulunduğu değerlendirilmektedir.

Soru   :Görevine son verilen aday memurlardan mahkeme kararıyla görevine iade edilenlerin açıkta geçen sürelerinin aday memurlukta geçirilmesi gereken süre hesabına katılıyor mu?

Cevap   : Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Adaylığa Kabul Edilme” başlıklı 54 üncü maddesinin son fıkrasında “Aday olarak atanmış Devlet memurunun adaylık süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz” denilmektedir.

Diğer taraftan, Devlet Memurları Kanununun “Asli Memurluğa Atanma” başlıklı değişik 58 inci maddesinde “Adaylık devresi içinde eğitimde başarılı olan ve olumlu sicil alan adaylar sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile onay tarihinden geçerli olmak üzere asli memurluğa atanırlar. Asli memurluğa geçme adaylık süresinin sonunu geçemez.” hükmü 159 uncu maddesinde; ise “Adaylık süresi sonunda bu Kanun hükümlerine göre asıl memurluğa atananların adaylıkta geçirdikleri süreler kademe ilerlemesinde ve derece yükselmesinde değerlendirilir” hükmü yer almaktadır.

Bilindiği gibi yargı organlarınca verilmiş bulunan iptal kararlan sonucu iptale konu işlemler hiç tesis edilmemiş gibi kabul edilerek ilgili lehine hak doğurmaktadır.

Bu itibarla, ilgi yazınıza konu personel hakkında iptale konu işlemin hiç tesis edilmemiş gibi kabul edilmek suretiyle işlem yapılması gerektiği mütalaa edilmektedir.

Soru   : Aday memur olarak çalışmakta olan personelin KPSS süreci sonunda başka kurumun memur kadrosuna yerleştirilmesi durumunda, çalışmakta olduğu kurum muvafakat vermesi halinde atanması mümkün müdür?

Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 54 üncü maddesini ikinci fıkrasında; “Aday olarak atanmış Devlet memurunun adaylık süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz.” hükmü yer almakta, memurların bir kurumdan diğer bir kuruma naklinin düzenlendiği 74 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; “Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan bir kadroya nakilleri mümkündür.” denilmektedir.

657 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde geçen “nakil” ibaresinden memurun başka kurumlarda durumuna uygun bir kadroya sınava tabi tutulmaksızın naklen atanmasının anlaşılması gerektiği, aday memur iken kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan özel yarışma sınavı neticesinde (A) Grubu bir kadroya atanma hakkı kazananların veya KPSS sonucuna göre gerçekleştirilen merkezi yerleştirme işlemi neticesinde (B) grubu bir kadroya yerleştirilenlerin atanmalarının ise 657 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde geçen “nakil” anlamında değerlendirilemeyeceği düşünülmektedir.

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, halen çalıştığınız kurumun muvafakatıyla … Bakanlığına naklen atanmanızın mümkün bulunduğu değerlendirilmektedir

Soru   : Mesai saatleri içinde saatlik verilen izinlerin yıllık izinden düşülmesi mümkün müdür?

Mesai saatleri içerisinde özel bir işimiz olduğunda, izin kâğıdı doldurup, işimizi hallediyoruz. Ancak, bu kullandığımız izinler toplanıp senelik izinden düşülüyor. Bu yapılan işlem yasal mıdır?

Cevap   : 657 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesinde yıllık izinlerin nasıl kullanılacağı düzenlenmiştir. Kanunun Mazeret İznini düzenleyen 104’üncü maddesinde ise; memura, eşinin doğum yapması hâlinde, isteği üzerine on gün babalık izni; kendisinin veya çocuğunun evlenmesi ya da eşinin, çocuğunun, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün izin verileceği, belirtilen bu hâller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün izin verilebileceği, zaruret hâlinde ise öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usûlle on gün daha mazeret izni verilebileceği bu takdirde de, ikinci kez verilen bu iznin, yıllık izinden düşüleceği düzenlenmiştir.

Uygulamada saatlik izin veya yarım günlük izin kullandırılmasına sık sık rastlanmaktadır. Ancak, hangi izinlerin yıllık izinden düşeceği yukarıda yer verilen hükümde de görüleceği üzere açık olarak Kanunda yer almaktadır. Yıllık izinlerden ancak, mazeret izinlerinden 10 günden fazlası düşülebilmektedir. Ayrıca, mazeret izinlerinin de nasıl ve kimler tarafından verileceği açıkça belirtilmiştir. Yani Kanunda belirtilen amirlerden başkasının vermiş olduğu saatlik veya yarım günlük izinlerin mazeret izni olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi bunların da yıllık izinden düşülmesi mümkün değildir.

Sonuç olarak uygulamada idari izin olarak nitelendirilen izinlerin (mazeret izni olarak değerlendirilebilecekler hariç) yıllık izinlerden düşülmesi mümkün değildir. Bu konuda kanunen uygulama birliğini sağlamakla görevli olan Devlet Personel Başkanlığının bir tebliğle bu sorunu kökten çözecek bir düzenleme yapması gerekmektedir. (Sendikamız konu ile ilgili 12 Şubat 2014 tarihinde Devlet Personel Başkanlığına resmi yazı yazmıştır. İlgili yazımız için TIKLAYIN)

Soru   : Emekli olan 25 yıllık memurun emekli maaşı şube müdürü maaşına eşit midir?

Cevap   : 25 yıllık memurun emekli maaşı ile şube müdürünün emekli maaşı bazen eşit, bazense eşit değildir demek daha doğrudur. Ne demek istediğimizi açıklayalım. 25 yıllık memurun emekli maaşı ile 25 yıllık şube müdürünün emekli maaşı arasında fark olup olmadığını örnekle izah etmek gerekirse; her iki unvanın derece ve kademesi ¼ ve ek göstergesi 2200’dür. Buna göre her iki unvan için ödenecek emekli aylığı tutarı; 1.451,33 TL, her iki unvan için ödenecek ikramiye tutarı ise; 46.517,06 TL’dir.

Ancak, 15.10.2008 tarihinden sonra memur olanların durumu farklıdır. Bunların emekli aylığını belirleyen iki temel unsur vardır. Bunlar, aylık bağlama oranı ve prime esas kazanç tutarıdır. Buna göre, memurun özel hizmet tazminatı ile şube müdürünün prime esas kazançlarına ilave edilecek özel hizmet tazminatları farklı olduğundan ve şube müdürünün özel hizmet tazminatı memurun özel hizmet tazminatından daha yüksek olduğu için emekli maaşları da şube müdürü lehine farklı olacaktır. Aynı durum memurla VHKİ arasında da söz konusudur. Yani yeni sisteme göre VHKİ, memurdan daha fazla emekli maaşı alacaktır.

Özetle (15.10.2008) yeni sisteme göre memurun emekli maaşı düşerken şube müdürünün emekli maaşı artacaktır diyebiliriz.

Soru   : Göreve yeni başlamış memurlar emzirme ödeneği alabilir mi?

Cevap   : Emzirme ödeneği 5510 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; analık sigortasından sigortalı kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe, bu kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılardan, kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alan kadına ya da gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan eşine, her çocuk için yaşaması şartıyla doğum tarihinde geçerli olan ve Kurum Yönetim Kurulu’nca belirlenip, Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden emzirme ödeneği verileceği hükme bağlanmıştır. 2013 yılı için belirlenen ödenek tutarı ise 95 TL’dir.

Soru   :Bir kamu kurumunda hizmetli olarak görev yapıyorum ve 4 yıllık fakülte mezunuyum. Kurumum isterse memur veya şef kadrosuna vekaleten atanabilir miyim ve vekalet ücreti ile ek ödeme alabilir miyim?

Cevap  :Kamu kurum ve kuruluşları genel olarak bu tür atamalara sıcak bakmamaktadır. Ancak, hizmetli personelin yaptığı birçok işin özel sektöre yaptırılmaya başlanması bunların memur gibi çalıştırılmasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda atama şartlarının taşınması halinde memur veya şef kadrolarına vekalet verilmesine engel bir durum bulunmamaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ve 175 inci maddelerinde vekaleten atamaya ilişkin şartlar ve vekalet ücreti ödenecek haller düzenlenmiştir. Bu çerçevede, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.

Diğer yandan, Yan ödeme kararnamesinin Vekaleti düzenleyen 9’uncu maddesinde; 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere hangi hallerde vekalet ücreti verileceği açıklanmıştır.

Buna göre, vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları kaydıyla; vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark; 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenmektedir.

Yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara, mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, tutuklanma, gözaltına alınma, hizmet içi eğitim, kurs veya seminer nedeniyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere, vekaletleri esnasında yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni, vekalet görevine ilişkin olmayan geçici görev, görevden uzaklaştırma, tutuklanma, gözaltına alınma, hizmet içi eğitim, kurs, seminer ve benzeri nedenlerle vekalet görevine ara verenlere (ara verdikleri günler için), vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmeyecektir.

Sonuç olarak; Kurumunuz görevde yükselme yönetmeliğinde özel bir şart düzenlenmemişse bu kadro için öngörülen yukarıda yer verilen hükümlerdeki şartları taşımanız halinde memur kadrosuna vekaleten atanmanız mümkündür. Bu durumu daha somutlaştırmak gerekirse 5 inci dereceli hizmetli kadrosunda görev yapıyorsanız 5 inci dereceli bir memur kadrosuna vekaleten atanmanız mümkündür ve görevde yükselme sınavı dışındaki diğer şartları taşımanız gerekmektedir. Vekalet nedeniyle hizmetli kadrosunun zam ve tazminatı ile memurun zam ve tazminatı arasındaki farkı çalıştığınız sürece almanız gerekmektedir.

Vekaleten atamalarda açıklamamız karıştırılan bir diğer husus da vekalet ücretinin peşin mi yoksa çalışıldıktan sonra mı ödeneceği hususudur. Vekalet ücretleri maaşlar gibi peşin ödenmemektedir. Yine yıllık izin ve mazeret izinlerinde vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmemektedir.

Vekaleten yapılan atamalarda ücret fiili çalışma karşılığı ödenir ve peşin ödenmez.

Vekaleten atamalarda ek ödeme usulü ve şartları

161 seri nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde bu durum açıklığa kavuşturulmuştur.

Bu Tebliğe göre; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca ek ödeme yapılan personelden; kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, ek 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenecektir.

Ancak mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenler ile ek 9 uncu maddenin beşinci fıkrasında öngörülen tüm şartları bir arada taşımadıkları için tedviren görevlendirildikleri kabul edilecek olanlara ek ödeme farkı ödenmeyecektir.

Örnek: Hizmetli kadrosunda bulunan ve 1 inci dereceden aylık alan bir personelin boş memur kadrosuna vekaleten atanması halinde ilgiliye vekalet nedeniyle yapılacak ek ödeme farkı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

VHKİ unvanlı kadrolarda çalışanlara 68/ B (Torba kadro) uygulanır mı?

657 sayılı Kanunun 68/B maddesinde; ‘Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfı hariç, sınıfların 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarına, derece yükselmesindeki süre kaydı aranmaksızın, atanmasındaki usule göre daha aşağıdaki derecelerden atama yapılabilir….’hükmüne yer verilmiştir.

Bu hüküm çerçevesinde, kamu kurum ve kuruluşlarında 3 ve 4 üncü dereceli VHKİ kadroları bulunduğundan bu kadrolara 657 sayılı Kanunun 68/B maddesi uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Ancak, 4 ve daha yukarı memur kadrosu bulunmadığı için torba kadro uygulamasından memurlar yararlanamazlar.

Soru   : Bir kamu kuruluşunda aday memurum başka kuruma naklimi yapabilir miyim? 

Cevap   : Bir kamu kurumuna memur olarak atanan kişinin ilk statüsü aday memurluktur. Aday memurluk süresi 1 ila 2 yıl arasında değişmektedir. Aday memurluk süresinin ne kadar olacağı 657 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. Kanunun 54’üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre: ‘Aday olarak atanmış devlet memurunun adaylık süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz.’

Bu hükme göre adaylık süresi 1 ile 2 yıl arasında değişebilmektedir. Kamu kurumlarının hangi süreyi uygulayacağı kendi takdirlerinde olan bir konudur. Adaylık süresinde KPSS sonuçlarına göre başka kurumlara yerleşenlerin daha önceki süreleri adaylık süresinin hesabında dikkate alınacaktır.

Soru   : 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde düzenlenen son sekiz yıl içerisinde disiplin cezası almama koşuluna bağlı bir kademe ilerlemesi verilmesinin geçiş sürecinde nasıl uygulanacaktır?

Cevap   : Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 üncü maddesinde; “Kademe; derece içinde, görevin önemi veya sorumluluğu artmadan, memurun aylığındaki ilerlemedir.

Memurun kademe ilerlemesinin yapılabilmesi için bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmış olması ve bulunduğu derecede ilerleyebileceği bir kademenin bulunması şartları aranır.

72 nci madde gereğince belirli bir süre görev yapmak üzere, mecburî olarak sürekli görevle atanan memurlardan kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde bulunanlara, bu yörelerde fiilen çalışmak suretiyle geçirilen her iki yıl için bir kademe ilerlemesi daha verilir. Yıllık izinde geçirilen süreler fiilen çalışılmış sayılır. İki yıldan az süreler dikkate alınmaz.

Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanır.

Bu maddede belirtilen şartları haiz her sınıf ve derecedeki memurlar, hak kazandıkları tarihten geçerli olmak üzere ve başkaca bir işleme gerek kalmaksızın bir ileri kademeye ilerlemiş sayılırlar.

Kademe ilerlemesi ile ilgili onay mercii atamaya yetkili amirdir. Onay mercileri kademe ilerlemeleri ile ilgili yetkilerini devredebilirler.

Kademe ilerlemesine hak kazanamayan memurlar, kurumlarınca her ay alınacak toplu onaylarla belirlenir. Kademe ilerlemesi yapmış sayılanlardan ilerlemeye müstahak olmadıkları sonradan tespit edilenlerin kademe ilerlemeleri, ilerlemiş sayıldıkları tarihten geçerli olmak üzere iptal edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Mezkur Kanunun “Yükselinebilecek derecenin üstünde bir dereceye yükselme” başlıklı 37 nci maddesinde; “Bu kanun hükümlerine göre öğrenim durumları, hizmet sınıfları ve görev unvanları itibariyle azami yükselebilecekleri derecelerin dördüncü kademesinden aylık almaya hak kazanan ve son sekiz yıllık süre içinde herhangi bir disiplin cezası almayanların kazanılmış hak aylıkları kadro şartı aranmaksızın bir üst dereceye yükseltilir.” hükmüne yer verilmiş olup; bir üst dereceye yükselebilmek için iki koşulun varlığına ihtiyaç duyulduğu sarih bir şekilde belirtilmiştir.

Diğer taraftan; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 36 ncı maddesinin (B) fıkrasında; “ Bu maddenin yayımı tarihinden önceki son altı yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlardan 37 nci maddede yer alan bir üst dereceye yükseltme uygulamasından yararlanmamış olanlar hakkında, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla değiştirilen 37 nci maddenin değişiklikten önceki hükmü uygulanır. Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla değiştirilen 37 nci maddede yer alan sekiz yıllık süre, ilk sekiz yıllık dönem için, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki;

a) Son beş yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlar için üç yıl,

b) Son dört yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlar için dört yıl,

c) Son üç yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlar için beş yıl,

d) Son iki yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlar için altı yıl,

e) Son sicil notu doksan ve daha yukarı olanlar için yedi yıl,

olarak uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Anılan madde hükmünden de anlaşılacağı üzere; maddenin yayımından önceki son altı yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanların; bir üst dereceye yükseltme uygulamasından yararlanmamış olmaları durumunda; 657 sayılı Kanunun 6111 Kanun ile değiştirilen 37 nci maddesinin değişiklikten önceki halinin uygulanacağı amir hüküm olarak belirlenmiştir. 657 sayılı Kanunun değişiklikten önceki 37 nci maddesinde;” Bu Kanun hükümlerine göre öğrenim durumları, hizmet sınıfları ve görev unvanları itibariyle azami yükselebilecekleri derecelerin dördüncü kademesinden aylık almaya hak kazanan ve son altı yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlardan son sicil notu olumlu bulunanların kazanılmış hak aylıkları kadro şartı aranmaksızın bir üst dereceye yükseltilir.” hükmüne yer verilmiş olup; son altı yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarıda olanların son sicil notunun olumlu bulunması halinde ve yükselebilecekleri derecelerin dördüncü kademesinden aylık almaya hak kazanmaları şartının da birlikte gerçekleşmesi koşulu ile bir üst dereceye yükseltileceği belirtilmiştir.

Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 36 ncı maddesinin (C) fıkrasında; “Bu maddenin yayımı tarihinden önceki son altı yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlardan bir kademe ilerlemesi uygulamasından yararlanmamış olanlar hakkında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla değiştirilen 64 üncü maddenin ikinci fıkrasının değişiklikten önceki hükmü uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla değiştirilen 64 üncü maddenin dördüncü fıkrasında yer alan sekiz yıllık süre, ilk sekiz yıllık dönem için, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki;

a) Son beş yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlar için üç yıl,

b) Son dört yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlar için dört yıl,

c) Son üç yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlar için beş yıl,

d) Son iki yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlar için altı yıl,

e) Son sicil notu doksan ve daha yukarı olanlar için yedi yıl,

olarak uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde;

6111 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra göreve başlayan Devlet memurları hakkında,

– 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra kamu kurum ve kuruluşlarında Devlet memuru olarak istihdam edilen personelde herhangi bir sicil notu uygulaması söz konusu olmadığından göreve başlamalarını müteakip sekizinci yılını doldurmaları ve herhangi bir disiplin cezası almamaları durumunda bir kademe ilerlemesi uygulanacağı,

– 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin 5 inci bendinde de belirtildiği üzere kademe ilerlemesi başkaca bir işleme gerek kalmaksızın personelin sekiz yılı tamamlaması durumunda, hak kazandığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere uygulanacağı, yani tüm personelin yılbaşında toplu olarak herhangi bir kademe ilerlemesi almasının söz konusu olmadığı,

– 657 sayılı Kanunun 159 uncu maddesinde adaylık süresi sonunda asil memurluğa atananların adaylıkta geçirdikleri süreler, kademe ilerlemelerinde ve derece yükselmelerinde değerlendirileceği hüküm altına alındığından, sekiz yıllık sürenin hesabında adaylıkta geçen sürelerinde dahil edilmesi gerektiği,

– 657 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin 2 nci bendinde memurun kademe ilerlemesinin yapılabilmesi için bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmış olması hüküm altına alındığından, sekiz yıllık hizmet süreleri hesaplanırken Devlet memurlarının fiilen hizmette bulunmadığı aylıksız izin döneminde geçirdikleri süreler kadar sekiz yıllık süreye ilave yapılması gerektiği,

– Kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Kanuna göre Devlet memuru olarak istihdam edilmekteyken herhangi bir sebeple görevinden ayrılan personelin tekrar Devlet memurluğuna dönmesi halinde, sekiz yılın hesaplanmasında daha önceki görev sürelerinin de dahil edilmesi gerektiği mütalaa edilmektedir.

6111 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce görevde olan Devlet memurları için,

– 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 37 inci ve 64 üncü maddelerinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 25/02/2011 tarihinden önce son altı yıllık sicil notu ortalaması 90 ve üzeri olan personele, 64 üncü maddenin ikinci fıkrasının eski halinin uygulanması gerektiği,

– 6111 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 25/02/2011 tarihinden önce son bir, iki, üç, dört, beş yıllık sicil notu ortalaması doksan ve yukarı olan personelin yedi, altı, beş, dört, üç yıllık sürelerinin bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlatılması gerektiği,

– 6111 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 25/02/2011 tarihinden önce sicil notu ortalaması doksan ve yukarı olmayanlar ile sicili bulunmayanların sekiz yıllık sürelerinin başlangıcı, bu Kanunun yürürlük tarihi olduğu mütalaa edilmektedir.

Soru   : MEB bünyesinde faaliyet gösteren bir kurumda memur olarak görev yapmaktayım. Gebe veya emziren personelin çalışma saatleri hakkında bilgiye ihtiyacım vardır. Çalışma saatimiz hakkında kanun ve mevzuat bizlere ne tür haklar vermiştir?

Cevap   : 16/08/2013 tarihli ve 28737 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki kadın çalışan çalıştıran işyerlerine uygulanır.” hükmü, “Uygulamada öncelik” başlıklı 5 inci maddesinde; ” Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında öncelikle çalışanın tabi olduğu ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınır. 6331 sayılı Kanun kapsamında olup kendi özel mevzuatlarında hüküm bulunmaması halinde çalışanlar açısından bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.” hükmü ve “Çalışma saatleri” başlıklı 9 uncu maddesinde ise; “Gebe veya emziren çalışan günde yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan; 20/06/6331 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun “Kapsam ve istisnalar” başlıklı 2 nci maddesinde mezkur Kanunun kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı ifade edilmiştir.

Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Çalışma saatleri” başlıklı 99 uncu maddesinde; “Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir. Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir. Ancak özel kanunlarla yahut bu kanuna veya özel kanunlara dayanılarak çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit olunabilir. Bakanlar Kurulu, yurt dışı kuruluşlarda hizmetin gerektirdiği hallerde, hafta tatilini Cumartesi ve Pazardan başka günler olarak tespit edebilir.” hükmüne yer verilmiş, mezkur Kanunun 101 inci maddesinde; hamile ve doğum yapmış memurların gece nöbeti ve gece vardiyasına ilişkin düzenleme yapılmış, 104/F maddesinde de; süt izni kullanımına ilişkin esaslara yer verilmiştir.

Bir cevap yazın